İbrahim AKKURT

93 Harbinin Kahraman Kadını Nene Hatun

Tarihimizde 93 Harbi olarak da adlandırılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunulmasında kahramanlık göstererek adını tarihe yazdıran Türk kadınıdır.

10 Ocak 2017 11:13
A
a

Nene Hatun 1857 yılında Erzurum’un Pasinler İlçesine bağlı Çeperler Köyünde dünyaya geldi. Henüz 20 yaşında kendisini amansız bir savaş ortamının içinde buldu. Hayat arkadaşı cephede düşman ile harpte, ağabeyi kollarında şehid düşmüş, iki çocuğu ile hayatını sürdürmekteydi. Osmanlı Devleti’nin Rusya tarafından Balkanlarda ve Doğu Anadolu’da saldırıya uğradığı bir savaştı 93 Harbi. Rus Ordusu 160 bin asker ve 189 top ile Kafkas cephesinden hücum etmekteydi. Buna karşılık Osmanlı ordusunun asker mevcudu 60 bin asker, cephanesi ise düşmanın cephanesinden çok azdı. Fakat Osmanlı ordusu düşmanın topuna tüfeğine karşın, imanıyla aşkıyla mücadele etmekteydi. Kafkas cephesinde Rus ordusunun hedefi; stratejik açıdan önemli olan Erzurum şehriydi. Çünkü Erzurum’u ele geçirdikleri zaman tüm Doğu Anadolu’yu ele geçireceklerine inanmaktaydılar. Nitekim Sultan İkinci Abdülhamid Han, Doğu cephesi kumandanı Ahmed Muhtar Paşa’ya hitaben yazdığı mektupta “Erzurum doğunun kilididir, orası düşerse tüm Anadolu tehlikeye girer” diyerek Erzurum’un ne kadar stratejik bir önemi olduğunu ifade etmekteydi.


 
Doğu cephesinde Ruslar, tüm maddi üstünlüklerine rağmen Osmanlı karşısında bir başarı elde edememekteydi. Osmanlı teb’ası içerisinde yer alan Ermenilerin desteğiyle 8 Kasım’ı 9 Kasım’a bağlayan gece Erzurum’da Aziziye Tabyasına saldırdılar. Ermeniler önden giderek tabyada nöbetçi askerleri şehid etmiş, arkadan gelen Ruslara yer açmışlardı. Tabyadan yaralı olarak Erzurum’a gelen bir askerin haber vermesiyle olay duyulur ve minarelerden müezzinler halka: “Rus ordusu Aziziye Tabyasını ele geçirmiştir, herkes cihada” sözleri ile tüm Erzurum halkı yaşlısı-genci, kadını-erkeği Aziziye Tabyasına doğru koşmuşlardı. Haberi duyanlardan birisi de henüz 20 yaşında olan Nene Hatun idi. Kocası cephede düşmanla çarpışmakta, ağabeyi Hasan cepheden yaralı olarak dönmüş ve o gece kollarında son nefesini vermişti. Nene Hatun, kundaktaki 3 aylık bebeğini emzirmiş ve ondan biraz büyük olan oğlunu da evde bırakıp “Sizleri bana veren Allah, bende sizleri Allah’a emanet ediyorum” diyerek eline aldığı satır ile düşman üzerine cihada koşmuştu. Haberi duyar duymaz cepheye koşan Erzurumluların ellerinde sopa, tüfek, kazma, kürek, satırlar; dillerinde Allah Allah nidaları ile düşman üzerine atılmaktaydılar. Bir yandan da "Vurun kardaşlarım, vurun bacılarım, kâfirlere aman vermeyin" diye haykıran Nene Hatun'un bu kahramanlığını gören Erzurumlular coşmuştu.



Mükemmel silahlarla ve techizatla donanmış Rus askerleri, kalbi vatan sevgisi ve iman ile dolu olan Erzurum halkı karşısında ancak yarım saat tutunabilmişti. Neticede Aziziye tabyası düşmandan geri alınmış, 2300 Rus askeri öldürülmüş, Türk tarafında ise 1000 civarında şehid verilmişti. Nene Hatun düşman tamamıyla Erzurum’dan kovuluncaya kadar, yaralı halde Erzurum’daki tüm cephelere cephane taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirip su dağıtarak, kısacası hizmetten hizmete koşarak Kafkas cephesinin sembolü haline gelmiş destanlaşmıştı. Nene Hatun o günleri özetle şöyle anlatmıştı:



“Ağabeyim Hasan cepheden ağır yaralı olarak bir gece önce eve gelmişti. Bir yandan ona bakarken, bir yandan da 3 aylık çocuğumu emziriyordum. Kardeşim o gece kollarımın arasında şehid oldu. Sabaha karşı minarelerden 'Moskof Aziziye'ye girdi' diye haykırışlar başlayınca, kardeşimin alnını öpüp, yavrumu Allah'a emanet ettikten sonra, ağabeyimin tüfeğini ve satırımı alıp dışarı fırladım. Sel gibi Aziziye'ye akıyorduk. Tabyanın mazgallarından düşman ölüm yağdırıyordu. Düşmanda iyi silah vardı, bizde de iman. İleri atıldım. Dadaşlar arasına karıştım. Satırım durmadan kalkıp iniyordu...”


 
Nene Hatun, Müslüman kadınların yeri geldiklerinde nasıl kahraman kesileceklerine bir örnektir. Tüm derdi rızayı ilahiyi kazanmak olan Nene Hatun, hayatı boyunca bu hadise hakkında pek fazla konuşmamış olayın bahsi geçtiğinde “Biz ne yaptık ki yavrularım” diyerek engin tevazusunu ortaya koymuştur. Ölümünden bir yıl önce kendisini ziyaret eden NATO'da görevli Amerikalı subayın bir sorusuna: "Ben o zaman yapmam gereken şeyi yapmıştım. Bugün de gerekirse aynı şeyi yaparım" cevabını vermişti. Yaşadıklarını anlatırken hâlâ o günkü heyecanı duyduğunu gözlemleyen ve ona hayran kalan Amerikan askeri Nene Hatun’un ellerinden öperek önünde saygı ile eğilmiştir.


 
1955 yılında Türk Kadınlar Birliği tarafından yılın annesi seçilen Nene Hatun, Erzurum’da 22 Mayıs 1955 tarihinde 98 yaşında iken zâtüre hastalığından dolayı vefât etmiştir. 98 yıl hayırlı ve bereketli bir ömür süren Nene Hatun, kurtuluş mücadelesini verdiği Aziziye Tabyası'na defnedilmiştir.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde