İbrahim AKKURT

Devletin Kötü Gidişatına Dur Diyen Köprülü Fazıl Mustafa Paşa

Osmanlı Devleti’nin 2. Viyana Kuşatması esnasında gerilemeye başlayan devlet mekanizmasını kritik icraatlarıyla yeniden ayağa kaldıran devlet adamı…

6 Ocak 2017 15:02
A
a

Osmanlı Tarihine damgasını vuran Köprülü ailesinin bir ferdi olarak 1638 tarihinde Vezirköprü’de dünyaya gelen Fazıl Mustafa, Köprülü Mehmed Paşa’nın ortanca oğlu ve Fazıl Ahmed Paşa’nın kardeşidir.
 
4 yaşında iken İstanbul’a gelen Fazıl Mustafa, devrin medreselerinde başarılı bir talebelik geçirmiş ve ilmiyle devrin büyük âlimlerinden birisi olarak anılmıştır. Ancak herhangi bir medresede görev almayıp zamanını bazen annesi ile Girit'te, bazen de ağabeyi Fazıl Ahmed Paşa'nın yanında bulunup savaşları görmüş ve ağabeyi yanında tecrübe kazanmıştır. Ağabeyi tarafından yönetici olarak yetiştirilmiştir. 1680’de eniştesi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın tavsiyesi üzerine yedinci vezir olarak Divan-ı Hümayun’a girdi. Altıncı vezirlik, Viyana seferi sırasında Edirne’de Sadaret Kaymakamlığı, Silistre Beylerbeyliği ve Serdarlığı yaptı. 1684’de kubbe veziri olarak İstanbul’a geldi. Bir kaç ay sonra üçüncü vezirlik, sonra Çanakkale ve Sakız muhafızlığı yaptı. Eniştesi Abaza Siyavuş Paşa’nın sadrazamlığında sadaret kaymakamlığına tayin edildi. Sultan II. Süleyman tahta geçince; Çanakkale, Hanya, Kandiye ve Sakız muhafızlıklarında bulundu. Fazıl Mustafa Paşa’nın devlet hizmetinde yükselme yılları padişah IV. Mehmed’in saltanatının en bunalımlı dönemine rastlamaktadır. Viyana bozgununu izleyen günlerde sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Belgrat’da idam edilmesi (25 Aralık 1683) olayından Budin ve Atina’nın düşmesine değin geçen süre içinde devlet hayli yıpranmış, içte ve dışta devletin otoritesi zedelenmişti. IV. Mehmed’in, saltanatının son günlerinde Sadrazam Kaymakamlığı’na getirdiği Fazıl Mustafa Paşa, 39 yıldan beri hükümdar olan padişahı kansız bir şekilde tahttan indirmeyi başardı.

Bu tarihten sadrazam oluncaya kadar geçen iki yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin toprak kaybı sürdü. Batuçina ve Niş bozgunlarından sonra Alman orduları, Makedonya, Arnavutluk ve Bulgaristan’ı tehdit etmeye başlamıştı. II. Süleyman’ın Edirne’de topladığı saltanat şurası (Padişahların huzurunda yapılan danışma toplantısı) ordu, hükümet ve halk üzerinde otoriteyi sağlayabilecek tek kişinin Köprülü Fazıl Mustafa Paşa olduğuna karar verdi. Sakız muhafızlığından Edirne’ye gelen Fazıl Mustafa Paşa, padişahtan, IV. Mehmed’in babasına ve ağabeyine tanıdığı geniş yetkilerin kendisine de verilmesini istedi. II. Süleyman bu isteği kabul etti. Bu durum daha ilk adımda içerdeki zorbaları ürkütüp sindirdiği gibi, Avrupalıları da telaşlandırdı. Elli bir yaşındaki sadrazam ilk iş olarak vergi sistemindeki adaletsizliği ortadan kaldırarak, düşük ayarlı sikke kesiminin önüne geçti. Yolsuzlukla elde edilmiş servetleri hazineye alarak ordu ve devlet örgütünde etkili değişiklikler yaptı. Bu kadarla kalmayarak Köprülü ailesine ait saraylardaki altın ve gümüş eşyayı da darphaneye göndererek sikke kestirtti ve bu sikkeleri devlete bağışladığı gibi, padişahın da aynı şekilde davranmasını sağladı. Böylece hazineyi güçlendirdikten ve gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra 13 Temmuz 1690’da Edirne’den sefere çıkan Fazıl Mustafa Paşa, birkaç ay içinde Vidin, Niş, Semendire ve Belgrat’ı geri aldı. Özellikle Belgrat kalesinin bir hafta gibi kısa bir zamanda fethedilmesi Avrupa ve Osmanlı içinde büyük yankı uyandırdı. Kırımlı Kazaklar Rusya içlerini alt üst ederken Türkler de Vardar’dan Drava’ya kadar 60.000 kilometre kareden geniş bir araziyi Avusturyalıların elinden aldılar.



Kış aylarını ordunun eksikliklerinin tamamlanması için İstanbul’da geçiren Fazıl Mustafa Paşa, Haziran 1691’de Erdel’i geri almak için ordunun başında İstanbul’dan ayrıldı. Yola çıkmadan önce II. Süleyman’ın hastalığını fırsat bilip IV. Mehmed’i yeniden tahta oturtmak isteyen ulemadan bazı kişileri tutuklattı. Orduyu uğurlamak için İstanbul’dan Edirne’ye gelmiş olan padişah, 8 gün sonra vefât etti. Fazıl Mustafa Paşa hükümdarın vefât haberini Filibe’de aldı. 28 Haziran’da Sofya’ya gelen Serdar-ı Ekrem’e Anadolu beylerbeyi Bekir Paşa’yla Macar Kralı Tökeli de askerleriyle katıldılar. Belgrat’a gelen Fazıl Mustafa Paşa, Kırım kuvvetlerinin henüz gelmemesine karşın orduyu Sava’nın karşı kıyısına geçirdi. Tuna’nın sağ kıyısında bir köy olan Salankamen’de Baden Prensi Ludwig Wilhelm’in komuta ettiği Avusturya kuvvetleriyle yapılan savaşta 53 yaşındayken şehid düştü. Bütün aramalara rağmen cesedi bulunamadı.

Fazıl Mustafa Paşa açık sözlü, riyadan hoşlanmayan bir insandı; idareyi ele alır almaz hükümeti ve orduyu işe yaramayanlardan derhal temizlemiş, Rumeli’deki Gayrimüslimlerin yer yer ayaklanıp düşmana yardım etmelerinin sebebini vergilerin tahammül edilemez ağırlıkta olduğunu görerek onları hafifletmiş, ticarete serbestlik vermiş ve bu sayede devletin iç asayişini temin etmiştir. Boş vakitlerinde araştırmalar yapar veya ulema ile görüş alışverişinde bulunurdu. Hatta sefer vakitlerinde bile fırsat buldukça okurdu. Hadis ilminde ihtisas sahibi idi; İstanbul’da Süleymaniye ile Vefa arasındaki konağı yanında bir kütüphane yaptırmış olup birçok âlim oraya gelip kitaplarından istifade ederlerdi. Süsü ve gösterişi sevmezdi, cesur ve atılgandı, cömert olup ağabeyi Fazıl Ahmet Paşa gibi askerin gönlünü hoş eder ve hizmeti görülenlere kendi kesesinden de bol bol bahşiş verirdi. Belgrat kalesini feth ettikten sonra kuşatma esnasında askere verdiği bahşişlerden başka, ocaklara kendi malından 70.000 kuruş bahşiş dağıtmıştır.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde