İbrahim AKKURT

Saliha Sultan Çeşmesi ve İlginç Hikayesi

Azapkapı’da, Lale Devri’nin hemen ardından Sultan I. Mahmud’un annesi Valide Saliha Sultan tarafından H.1145/M.1732-33 yılında yaptırılan çeşme, sebil bölümü ile birlikte tasarlanmış anıtsal nitelikte ve zarif bir su yapısıdır.

12 Aralık 2016 21:08
A
a

Yakınındaki Sokollu Camisi, Saliha Sultan Sıbyan Mektebi ve Yeşildirek Hamamı ile bir külliye oluşturan çeşme tarihsel süreçte çeşitli koruma sorunları ile karşı karşıya kalmıştır. İlk kez 1953 yılında geniş kapsamlı olarak restore edilen yapı son olarak 2005 yılında onarılmıştır. Çeşme yoğun ulaşım aksında yer alması nedeniyle meydan çeşmesi olma özelliğini yitirmiş ve kentsel bellekteki görsel algısı ile işlevi zarar görmüş bir şekilde var olmaya devam etmektedir.
 
Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesi, Lale Devri’nin (1718-1730) hemen ardından, Sultan I. Mahmud’un annesi Valide Saliha Sultan tarafından H.1145/M.1732-33 yılında yaptırılmıştır Sultan II. Mustafa’nın eşlerinden biri olan Saliha Sultan Osmanlı sarayının çeşme yaptıran kadınları arasındaki önemli isimlerden biridir. H.1152/M.1739 yılında ölen Saliha Sultan, Yeni Cami arkasındaki Cedid Havatin Türbesi’ne gömülmüştür. Çocukluğunu Haliç’in kuzey kesimindeki mahallelerde geçirdiği bilinen Saliha Sultan’ın hayır eserlerinden çoğu bu bölgeye özel ilgisini gösterecek şekilde Azapkapı semtindedir. Lale Devri öncesi, Lale Devri ve sonrasını yaşayarak hükümdarlardan daha uzun bir süre sanatçı çevreleri gözleme olanağı bulan ve bu birikiminden yararlanarak eserleri için sarayın en iyi ustalarını seçebilen Saliha Sultan’ın çeşmeyi hangi mimara yaptırdığı konusu kesin olarak bilinmemektedir. Padişah ailesine mensup kişilerin hayır eserleri genellikle Hassa Mimarlar Ocağı’na bağlı mimarlar tarafından yapıldığından çeşmenin o dönemin mimarbaşısı Kayserili Mehmet Ağa’nın onayıyla yapıldığı kabul edilmektedir. Ancak çeşmenin yapımında çalışan ustalar ile ilgili öngörüler tarihi belgelerdeki kayıtlarla henüz doğrulanmadığı için çeşmeyi tasarlayan ve çalışanların kimliği, uygulamadaki katkıları hakkında kesin bir yargıya varmak mümkün değildir.



Osmanlı Eserleri Ansiklopedisi ve Osmanlı Sebil ve Çeşmeleri üzerine yapılan araştırma ve eserlere göre Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesinin bir de ilginç hikayesi vardır.

IV. Mehmet”in eşi Rabia Gülnuş Valide Sultan, bir gün Azapkapı taraflarından geçerken, gözüne buradaki basit çeşmenin önünde ağlamakta olan küçük bir kız çocuğu çarpar. Küçük kızı avutmak amacıyla eline biraz para sıkıştırmak isterse de, çocuk “testisi kırıldığı için değil, evine su götüremeyeceği için ağladığını” söyler. Saliha adındaki bu kızın cevabından hoşlanan Sultan, onu sarayına alır ve yıllarca özenle büyütür, yetiştirir. Yaşı gelin ce de oğlu II. Mustafa ile evlendirir. Saliha Sultan, yıllar önce önünde testisinin kırıldığı o basit, küçük mahalle çeşmesinin yerine, mevkiine yaraşan büyük bir çeşme yapılmasını arzu eder. Yıllar sonra oğlu 1. Mahmut tahta çıktığında, annesinin bu arzusunu yerine getirmek için harekete geçer. Kayserili Mustafa Ağa”ya, Lale Devri üslubuna uygun, her yanı nefis taş işçiliğiyle süslü çeşme yaptırır. Suyunu da Topuzlu Bendi”ne bağlı Taksim Suyu”ndan getirtir.
 


Bu hikâyede belki halkın hayâl gücünün katkısından söz edilebilir. Fakat “gerçek”, Unkapanı Köprüsünün Beyoğlu yakasındaki bitiş noktası olan Azapkapı’da, Sokollu Mehmed Paşa Câmiinin hemen önünde bütün ihtişâmıyla ayakta durmaktadır. İstanbul’un en turistik bölgelerinden birinde yer alan bu görkemli yapı, yakın zamana kadar pek çok mimari eserimiz gibi perişan vaziyette idi. Öyle ki sebilin çiçek motifli pirinç şebekesi, hırsızlar tarafından çelik halat bağlanarak çekici ile yerinden sökülmeye çalışılmıştı. Bu halat, yakın zamana kadar sebilin üzerinde asılı vaziyette duruyordu. Restorasyonuna bir protokol çerçevesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü-Kuveyt Türk Bankası tarafından Eylül 2005 tarihinde başlandı. 5 ay süren bir çalışma sonucunda, özellikle çeşmenin altın varaklı çatısı ve kubbeleri aslına uygun olarak yenilenerek restorasyonu tamamlandı.
 
Sultan I. Mahmud, Galata’nın su ihtiyacını karşılamak üzere Taksim Şebekesi’ni yaptırmış ve buradan beslenmek üzere annesi için bu çeşme ile kendi adına Tophane Çeşmesi’ni inşa ettirmiştir. Çeşmenin kitabeleri 18. Yüzyılın ünlü şairlerinden Seyyid Vehbî’ye ait olup, Suyolcuzade Mehmed Necib Efendi’den öğrenildiğine göre hattat Eğrikapılı Mehmed Rasim Efendi tarafından yazılmıştır.



Sebilin kitâbesi:
Vâlide Sultân-ı âlî-şân-ı himmet-meşrebin
Ayn-i cûdundan gel ey leb-teşne şîr-ü şeker iç
Devr-i İskender’de olsa Hızır derdi gösterüb
İşte mâ’ı aynü’l-hayâtı buldum ey İskender iç
Tıfl-u müdrik lûlesin virmezdi sedy-i dâyeye
Dîseler ister su iç isterse şîr-i mâder iç
Sû-be-sû gûyâ lisân-ı lûle ilê Çeşmeler
Çağlayub şerbet-fürûşân gibi dirler anber iç
Sâhibü’l-hayrın duâsın sû gibî ezberle dê
İşte sû işte sebil ister vüzû it ister iç
Vehbiyâ târihin irşab et atâş-ı ümmetê
Gel sebîl-î Vâlide Sultan’dan âb-î Kevser iç
Sene: 1732



Doğu Yakası Kitabesi
Hazret-i valide Sultan Yani / Mâdır Hazret-i Sultan Mahmûd
Matla-ı Şems-i hilafet ki anın / Ferru ve sâye-i Hallâk-ı Ve dûd
Amel-i Salihadır sa’yını Müdâm / Kârıdır kesb-i rızâyı Ma’bûd
Havz-ı himmet kereminde memlû’ / Feyzi ri’fet eserinden meşhûd
İşte az-cümle bu âsârına bak / Lâzım ise eğer ityan-i şühûd
Nice kez yandı yıkıldı Galata / Gösterüb tab-ı “atşı ateş ve dûd
Kimse su serpmedi illâ keremi / Komadı teşne leb-i tab-ı elûd
Hacı a’mâ denilen semte edüp / Çeşme açmağla ilâc-ı behbûd
Oldu bir hayra muvaffak ki olur / Ecri cennetteki havız mevrûd
Hem anın hem sene devrânın ola / Omrü Hızır ile zamâni memdûd
Oldu tarihe sez ey Vehbî / Çeşme-i Valide-i han Mahmûd
1145 ( 1732 M.)
 
Batı Yakası Kitabesi
Menba’i âbı Zulâl-î Merhamet / Lücce-i per-cûşu ihsân-ü sehâ
Devha-i per-berk ve bârı saltanat / Şems-ü ismet mâder-i Zill-î hudâ
Vâlide Sultan ki etmiş âleme / Destü Cûden mukassem âbı ‘ata
Zikr-ü fikri bâkiyat-ı Salihât / Kârı hayrat-i hasandır daima
Fi sebilillah nice âsar edüb / Eyledi kesb-i rızâ-yı kibriyâ
İşte ez cümle budulcu çeşme kim / Teşne-i lebdi hızır ve İskender ona
Câri hafızlar gibi her lûlesi / Süre-i “Kevser” okur subhu mâ’
Mâ-ı hasal bu âb-ı cânıbı huşâ ile / Oldu şâdan ruhu pâk Mustafa
Onu da cennette sir-ab eyleye / Saki-i Kevser Âli Murtazâ
Dediler hayatın vasfını / Gûş edub söylersen ‘amâ-ı hübya
Bâri bir mümtaz tarih eyleyüb / Vâlide Sultanın iç hayrına mâ’
1145 ( 1732 M.)

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde