İSTANBUL'UN EN KIYMETLİ HAZİNESİ: AYASOFYA

Okunma: 208
Dersaadet Sohbetleri 1 Ekim 2017 15:44
Videoyu Aç İSTANBUL'UN EN KIYMETLİ HAZİNESİ: AYASOFYA
A
a

İstanbul Tarih ve Kültür Derneği olarak yedincisini gerçekleştirdiğimiz Dersaadet Sohbetlerimizde konuğumuz "İstanbul'un En Kıymetli Hazinesi: Ayasofya" isimli sunumuyla Ayasofya Müdürü Tarihçi Hayrullah Cengiz idi. Program başlangıcında Tarihçi Hayrullah Cengiz ve çalışmalarıyla ilgili bilgiler katılımcılara sunuldu.

Tarihçi Hayrullah Cengiz'in görsel malzemeler eşliğinde interaktif bir şekilde işlediği ve katılımcıların soluksuz bir şekilde dinlediği " İstanbul'un En Kıymetli Hazinesi: Ayasofya" isimli sunumdan ön plana çıkan başlıklar şunlardır:
 

Bugünkü Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu tarafından aynı yere inşa edilmiş 3. yapıdır.

Ayasofya neden 3 kere inşa edildi ?

İstanbul, tarihi boyunca yaşadığı depremler ve yangınlarda yeniden yapılanmak zorunda kalmıştır.

 
Ayasofyanın aynı yere 3 kere inşa edilmesinin sebebi de budur 1. ve 2. Kliseler meydana gelen ayaklanmalar sonucunda yakılarak tahrip edilmiştir.

1.Klise (360):
Henüz Ayasofya ismini almamıştı. Klisenin adı ''Büyük Klise'' idi.
1.Kilise İmparator Konstantios tarafından yaptırılmıştır.
Dikdörtgen formda,çatısı düz biçimde inşa edilmiştir.
Günümüzde ilk kiliseye ait herhangi bir kalıntı bulunmamakla birlikte, müze deposunda bulunan Megale Ekklesia damgalı tuğlaların bu yapıya ait olduğu düşünülmektedir.
1.Klise 404 yılında meydana gelen bir ayaklanma sonucunda yakılmıştır.

2.Klise (415):

İkinci Klise İmparator II. Theodosios tarafından yaptırılmıştır.

13 Ocak 532 yılında meydana gelen Nika ayaklanması sonucunda yakılmıştır.

1935 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsünün gerçekleştirdiği kazılarda bugünkü Ayasofyanın Batı kısmında 2. Ayasofyanın arkeolojik kalıntıları bulunmuştur.


Ayasofya (532):

İmparator Justinianos tarafından yaptırılmıştır.

Birinci ve ikinci kliseler yakılarak tahrip edildiği için  İmparator Justinianos 3. Kliseyi  mermer ve taştan yaptırmıştır.

İmparator Justinianos, Ayasofyanın inşası başladığında tüm valilerine, komutanlarına bulmuş oldukları mabetlerdeki sütun ve mermerleri İstanbula getirmeleri konusunda emir vermiştir.

Ayasofyada 17 ayrı bölgenin mermer ve sütunları bulunmaktadır.(Tunus,Mısır,Afyon,Aydın,Efes,Balbek,İtalya,Fransa...)

Ayasofyanın zemini Marmara Adasından getirilen mermerlerle oluşturulmuştur.Günümüzde bu mermerlerin çoğu orjinaldir fakat Ayasofyanın kubbesinin çökmesiyle tahrip olan yerler restore edilmiştir.

İmparator Justinianos yaptıracağı bu mabetin diğer mebetlere benzemesini istemiyordu bu sebepten olsa gerek mabetin inşaasında görevlendirdiği isimler dönemin en iyi Geometricisi Anthemios ve dönemin en yetenekli Aritmetik ve Mekanikcisi İsidoros olmuştur.

İmparator Justinianos mabetin inşaasında eğer bir mimarı görevlendirseydi mimar aldığı formasyon doğrultusunda bir yapı inşa edecekti ve bu yapı muhtemelen daha önceki yapılara benzer olacaktı.  İmparator Justinianosun amacı mimarın formasyonuyla bir mabet inşa ettirmek değil bu iki bilim insanının hayalleriyle bir mabet inşa ettirmekti.

Anthemios ve  İsidoros un Ayasofya inşasının öncesinde, sonrasında bir kulübe dahi yapmadıkları bilinmektedir.

Ayasofyanın inşası 5 yıl 10 ay sürmüştür.

Ayasofyanın 32 metre çapında kubbesi bulunmakta (Ayasofya bu kubbe ile Dünyanın en büyük 4-5 kubbesi içinde yer almaktadır.)

Ayasofya, Mimarlık ve sanat tarihi açısından bir ilk olmuştur.Uzun süreler boyunca kapalı iç hacim açısından geçilememiştir.

Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içine girdiğinde , “Tanrım bana böyle bir mabet inşa ettirdiğin için şükürler olsun” şeklinde duası bulunmaktadır.

Ayasofyanın bütün hristiyanlar için önemli bir mekan olmasının sebebi henüz mezhepler zuhur etmeden önce inşa edilmiş olmasıdır.

İmparator Justinianos Ayasofyayı inşa ederek tek ve evrensel hristiyanlık toplulugunun mekanını oluşturmayı amaçlamıştır.

Ayasofyanın iç mekanında,yuvarlak ve renkli mermerlerden oluşan bir alan bulunmakta.Bu mekanda 1000 yıl boyunca Bizans imparatorları taç giymiştir.

Ayasofya'nın güneyinde dört adet mermer beyaz uçlar üzerinde Azrail, Mikail, İsrafil, Cebrail meleklerinin tasvirleri bulunmakta.Ana mekandaki bu melekler Hristiyanlar için Hz.İsanın cennetteki tahtını koruyan melekler olarak bilinmektedir.

4. Haçlı seferinin İstanbulu yağmalaması sonucunda Ayasofyanın içerisindeki Altın,Gümüş kaplamalar değerli madenler çalınmıştır.

4.haçlı seferleri sonucunda Ayasofyaya çan asılmış ve Ayasofya Katoliklerin sembolü haline gelmiştir.

558 de Ayasofyanın kubbesi yıkılır.Kendisinın yapımı 5 yıl 10 ay süren Ayasofyanın kubbesinin restorasyonu 4 yılda yapılır. Bu restorasyonda kubbe 7.5 metre yükseltilerek pencereler eklenir bu sayede kubbenin ağırlıgı azaltılır.

1340 ve 1346 yıllarında Ayasofyanın kubbesi tekrar çökmüştür.

Ayasofyanın temelindeki tünellerin yapılmasının 3 amacı vardır.

  1. Su ve nem dengesini sağlamak.

  2. Olası bir Depremde sarsıntının bu tüneller yardımıyla yavaşlatılmasını sağlamak.

  3. Elimizde böyle bir veri yok ama kaçış için kullanılmış olma ihtimalide mevcut.
     

    AYASOFYA'NIN BİZLER İÇİN ÖNEMİ:

    Ayasofya'nın inşa edildiği tarih 532 -537 yılları bu yıllarda İslam dini henüz zuhur etmemiş, peygamber efendimiz (s.a.v) daha doğmamış arasından kırk yıl geçip peygamberlik gelmemişti ve son din, inanç hala hristiyanlıktı.

    Kelime-i tevhide sahip olan ve Allaha şirk koşmayan herkesin o dönemde islam dini üzerine olduğunu kabul edersek eğer Ayasofya Hristiyanlar tarafından yaptırılmış olsa dahi dolaylı olarak Müslüman mabedidir diyebiliriz.

     

    İSTANBUL'UN FETHİ VE AYASOFYA:

    Fatih Sultan Mehmed Han fetih gerçekleşip şehri teslim aldıktan sonra yaptığı ilk işlerden biri Ayasofyaya gitmek olmuştur.

    Fethin sembolü olarak Ayasofya'yı camiye çevirmiştir.

    İstanbul'un ilk cuma hutbesi Ayasofyada yapılmış ve ilk cuma namazı da Ayasofya Camii'nde kılmıştır.

     

    Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir

    Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.

    Sade sen gösteriver 'işte budur kubbe' diye

    iki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.

    Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman

    Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan.

    MEHMET AKİF ERSOY

     
    ÖNERİLEN KAYNAKLAR

  • Hasan Fırat Diker ''Ayasofya ve Onarımları''

  • Prof. Dr. Ahmed Akgündüz ''Kiliseden Müzeye Ayasofya Camii''

  • İbrahim Hakkı Konyalı Hikayeleri



Hayrullah Cengiz'in sunumu sonrasında kısa bir teşekkür konuşması yapan İstanbul Tarih ve Kültür Derneği Başkanı Tarihçi İbrahim Akkurt: "Şehrin kuruluşundan günümüze birçok medeniyete ve kültüre ev sahipliği yapan, madden ve manen şehrin en kıymete haiz kültürel mirası Ayasofya, hiç şüphesiz şehrimizin en önemli zenginliklerinden birisidir. Konusunun uzmanı bir isimden, tüm tafsilatıyla Aysofya'yı dinlemek bizlere aynı zamanda büyük bir sorumluluk yüklemiş oldu. Tarihçi Hayrullah Cengiz hocamızın da ifade ettiği gibi Ayasofya ile alakalı ülkemizde yapılan çalışmalar maalesef yok denecek kadar az. Ayasofya'yı sevmek ona sahip çıkmakla mümkün olacaktır. Hayrullah Cengiz hocamıza kıymetli sunumları ve bilgi paylaşımı için teşekkür ederiz." diyerek katılımcıları selamladı.

NOT: Sohbetimizde aldığı notları yazıya dökerek bizlerle paylaşan Fatma Hilal Akgün'e şükranlarımızı sunuyoruz.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde