Geçmişten Günümüze Beyazıd Meydanı

Tarih: 17 Mart 2017 09:02
Geçmişten Günümüze Beyazıd Meydanı

Beyazıd Meydanı, yedi tepeli İstanbul’un üçüncü tepesi üzerine kurulmuş. Veznecilere, Direklerarasına sırtını dönmüş, etrafında yıkık-yapma yapılarla yolları tıkanmış. Beyazıd Külliyesi, Eski Saray, Harbiye Nezareti, İstanbul Üniversitesi, sağ-sol çatışmaları ile bir dönem adını lekeletse de tarihte önemli bir yaprak olarak zihinlerde.

Beyazıt Meydanı
Meydanı önemli kılan öğelerden biri Eski Saraydır. Fatih Sultan Mehmed 1454 tarihinde Eski Saray’ı Beyazıt Meydanı’na yaptırmış. Padişahın ölümüyle tahttan indirilen valide sultanlar, oğulları, haseki sultanlar ve harem kadınları, Beyazıd’da  “kasvetli” Eski Saray’a yerleştirilirmiş. Eski saraydaki Haseki Sultanlar, oğullarından biri tahta çıkana kadar eski sarayda beklerlermiş.



Bugünkü İstanbul Üniversitesi, öncesinde Harbiye Nezareti idi, daha öncesinde ise Eski Saray…

Fatihten sonra II. Beyazıd, meydana kentin ikinci büyük külliyesi olan Beyazıd Külliyesi’ni yaptırmıştır. Bu külliye, yerleşme bakımından diğerlerinden farklıdır. Mimar Sinan’ın inşa ettiği tüm büyük kompleksler merkeziyetçi bir konumdayken, Beyazıd Meydanı’nda camii, medrese, hamam, imaret, saray duvarı ve kapısı büyük boşluk içinde, her biri ayrı bir mana içinde bağımsız olarak yerleştirilmiştir. Muhyiddin-i Arabi; eseri “ Füsusü’l Hikem” de, vahdet-i vücudu, bireyin doğrudan Allah’a yönelişinin ifadesi olan ferdiyetin yüceliği düşüncesinden bahseder. Bu düşünce, Osmanlı mimarisine de Beyazıd Meydanı örneğinde yansımıştır.

Beyazıd Camii
Külliye, camii, külliye, imaret, sıbyan mektebi, hamam, kervansaray, medreseden oluşmaktadır. Külliye yapıldıktan sonra meydana dükkânlar yapılmaya başlanmış, esnaf ve zanaatkârların olduğu bir meydan konumuna gelmiş. Şimdilerde Kapalı Çarşı etrafında esnaflar görsek de, o dönemden izleri taşıdığını söyleyemeyiz. Sahaflar Çarşısı ise, o dönemki meydandan kalan önemli izdir. Beyazıd Meydanı, camii avlusunda yer alan arzuhalciler, hattatlar ile de merkezi konuma ulaşmıştır.



İlk genel kitaplık, şimdi Hat Müzesi olarak kullanılmakta.
Camiinin yanındaki medrese bakımsızlıktan bitab durumda iken, bir kısmı 1884 yılında şehrin ilk genel kitaplığına dönüştürülmüştür. O dönemlerde kütüphane müdürlük yapmış olan, bilgisiyle kendisine hayran bıraktırmış birinden, İsmail Saib Efendi’den bahsetmek istiyorum. Süheyl Ünver kendisinden, “Doğu ve Batı’daki şöhretini birçok eser sahibi sağlayamamıştır.” diyerek bahseder. İsmail Saib Efendi, müdürlüğünü yaptığı kütüphanede, kendisini ziyarete, dinlemeye gelenlere seminerler verirmiş. Konukların sorularını cevaplarken,  binlerce kitap arasında hangi yazma eserin hangi cildi ve sayfasında olduğunu bile söylermiş. Alman şarkiyatçı, Oskar Rescher’de daimi dinleyicilerindenmiş, çok sık gide gele, Oskar Rescher, Osman Reşat Efendi olmuş, İstanbul’da yaşamaya başlamış. Medrese şimdilerde Hat Müzesi olarak kullanılırken, imaret ve kervansaray ise, İstanbul Devlet Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.



Şimdi İstanbul Üniversitesi olarak kullanılan Harbiye Nezareti
1866 yılında Eski Saray binası yerine, Fransız Mimar Bourgeas tarafından Serasker binası yapılmıştır. İmparatorluk yıkılıncaya kadar işlevini korur, 1933 ‘de Darülfünun ismini alır. Günümüzde İstanbul Üniversitesi olarak kullanılmaktadır. Mustafa Armağan, Beyazıd Meydanındaki bu dönüşüme, kitabında şöyle değinmektedir:

“ Meğer Fatih Sultan Mehmet’in bugünkü üniversite merkez binasının bulunduğu yerdeki saray binasının yerine 1856’da Seraskerlik Dairesi olarak yaptırılan bina ve Versailles Sarayı taklidi kapı ve yan köşklerinin meydana ve külliyeye buyurgan bir edâ ile bakmalarıymış beni rahatsız eden şey. Yalnız bu da değil, kapılarının, cephelerinin, meydandaki bütün unsurların kendisine göre konumlandırıldıkları Kıble istikametine 45 derece ters döndürülüp caddeye baktırılmak suretiyle belirginleşen geleneksel İslami değerlere meydan okuma gayreti, çoğu insanda olduğu gibi bende de uyanan uyumsuzluk ve rahatsızlık hissinin esas sebebi olmalıydı. “



Meydan 19. Yüzyıl sonlarında üzücü bir işleve de evsahibiymiş. Siyasi suçlular burada idam ettilir ya da teşhir ettirilirmiş. 60’lı yıllarda öğrenci protestolarına ve kanlı eylemlere karışmış. Daha sonra, Beyazıd Meydanı üzerinde “güzelleştirilme” çalışmalarına, planlama çalışmalarına girişilmiş ve günümüz şeklini almış…



 

http://istanbultarih.com/makaleprint/gecmisten-gunumuze-beyazid-meydani.html