Söz İkliminin “Fatih”İ

Okunma: 182
İstanbul Özel 3 Mart 2017 14:37
Videoyu Aç Söz İkliminin “Fatih”İ
A
a

XV. yüzyıl dünya ve Türk tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu yüzyılda gerçekleşen İstanbul’un fethi hadisesi bir çağı kapatmış ve yeni bir çağ açmıştır.

İstanbul’un fethi Osmanlı Devleti’nin imparatorluk olma yolunda ilerlemesini hızlandırmıştır. Türk edebiyatı da buna paralel olarak XIII.-XIV. yüzyıllarda başlayan kuruluşunu tamamlayarak XV. yüzyılda artık “klasik” bir edebiyat hâline gelmiştir.
 
Türk dilinin ve edebiyatının kuruluş devrini tamamlayıp Türk edebiyatının “klasik” bir edebiyat hâline gelmesinde Sultan II. Murad’ın rolü büyüktür. II. Murad Arapça, Farsça birçok eseri Türkçeye tercüme ettirmiştir. Şairlere de eserlerinde açık ve anlaşılır bir Türkçe kullanmaları öğüdünü vermiştir. II. Murad çeşitli bölgelerden önemli ilim adamlarını payitahta getirterek oğlu II. Mehmed’in bu önemli kişilerden faydalanmasına zemin hazırlamıştır. Böyle bir babanın evladı olan II. Mehmed XV. yüzyılın güzide âlimlerinden dersler almıştır.


 
II. Mehmed “Fatih” olunca İstanbul da ilim, kültür ve sanat merkezi hâline gelmiştir. Latîfî “Tezkiretü’ş-Şuara”sında Fatih Sultan Mehmed için:
 
“Her nerede sahasında uzman ve yegâne bir bilgin varsa, ister Hind isterse Sind’de olsun, büyük ikramlar ve paralar ile yolunda çok mal ve mülk harcayıp yüksek makam ve mevkiler ile onları özendirip zorunlu olarak her birini ülkelerine veda ettirerek, yerlerini yurtlarını terk ettirmiştir.” der.
 
İlim adamlarına büyük önem veren padişah şairleri de koruyup gözetmiştir. Kendisi de “Avnî” mahlasıyla şiirler yazan Fatih, aldığı mahlasa uygun olarak şairlerin yardımcısı olmuştur. Edebî muhiti içerisinde 185 şair olduğu bilinen Fatih,  yine Latîfî’nin dediğine göre 30 kadar şaire de maaş verirmiş
 
Fatih Sultan Mehmed mahlas kullanan ve divan tertib eden ilk padişahtır. Fatih’in divançe sayılabilecek tek eserindeki şiirleri tezkireciler tarafından beğenilmiştir. Sehî Bey “Heşt Bihişt” adlı tezkiresinde “Her cins latîfeye hâyil ü her nev hünere mâyil…” olduğunu söyler.


 
Halil İnalcık da İslâm Ansiklopedisinde Mehmed II. maddesinde şu değerlendirmede bulunur:
 
 “Çağının şiir dilini ince hayallerle yoğurmayı başarmış, açık ifadeleri ve akıcı üslûbu, henüz sanatlara boğulmamış bir Türk şiirinin güzel örnek­leri arasında sayılmıştır. Tasvirlerindeki başarı ve mazmunlarındaki zenginlik ilk anda anlaşılabilecek kadar açık ve yalın­dır. Arapça-Farsça tamlamalar yerine Türkçe ifadeler kullanmayı tercih etmiş­tir. Beyitlerine ustalıkla yerleştirdiği ze­kâ oyunları ve hayaller kadar belli kalıp ve fikirler de onun çağdaşları ile aynı klasik üslûp içinde eser verdiğini gösterir. Aşk, sosyal hayat, tasavvuf ve dinî temayüller, kıssalar, efsaneler ve tarihî hikâyeler şi­irlerine yansıyan konulardır.”
 
Ömrünü seferlerde geçiren padişah şiir sanatına da işte böyle hâkimdi. Ahmed Paşa ve Melihî’nin gönül redifli murabbalarına yazdığı nazireye de Fatih’in şairliğinden bahseden herkes mutlaka değinmiştir.
 
Melihî;
 
“Seni bend etdi çün ol zülf-i semen-sây gönül
Kılmadun dahi halâs olmağıçün rây gönül
Etdi sevda seni âlemlere rüsvây gönül
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül”            
 
Ahmed Paşa ise:
 
“Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül
Kara sevdâda yeler bî-ser ü bî-pây gönül
Demedüm mi sana dolaşma ana hây gönül
Vay gönül vay bu gönül vay gönül eyvây gönül”
 
Fatih’in şiiri de bu iki önemli şairinki kadar başarılı ve güzeldir:
 
“Sevdün ol dilberi söz eslemedün vây gönül
Eyledün kend’özüni âleme rüsvây gönül
Sana cevr eylemede kılmaz o pervây gönül
Cevre sabr eyleyemezsen nideyin hây gönül
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül”
 
Fatih Sultan Mehmed’in şiirlerinde dikkati çeken bir nokta da hükümdar olduğunu hatırlatan bazı beyitlerin bulunmasıdır.
 
“N’ola oldı ise Avnî cihân sultânları hânı
Ki düşdi üstine sâye senün destün hümâsından”
 
(Ey sevgili!) Avnî cihan sultanlarının padişahı olmuşsa buna şaşılır mı? Çünkü onun üzerine senin elinin hümasının gölgesi düşmüştür.
           
Sultan da olsa bütün şairler gibi sevgili karşısında âciz bir âşıktır.

“Ey cefâ-hu hâtırum derd ile mahzûn eyledün
Zahm-ı sînemden gözüm yaşın ciger-gûn eyledün”
 
Ey cefa ve eziyeti huy edinmiş sevgili! (Bana çektirdiğin) dertlerle gönlümü hüzünlere boğdun; sinemde açtığın yara ile de, gözyaşlarımı ciğerden akan kana döndürdün.
 
“Kime yâr olam cihân içinde yârum var iken
Kime kul olam o şâh-ı tâc-dârum var iken”
 
O sevgilim var iken ben bu dünya içerisinde kime dost olayım? O, başında (güzellik ülkesinin) saltanat tacını taşıyan sultanım var iken, ben (başka) kimin kulu olayım?
 
Osmanlı Devleti’nin yedinci padişahı Fatih Sultan Mehmed’in, divanından hareketle sadece İstanbul’un “Fatih”i değil Söz Ülkesinin de “Fatih”i olduğu söylenebilir. Üslubu ve hayalleriyle Avnî, XV. yüzyılın önemli bir şairidir.
           

KAYNAKÇA:
 
DOĞAN, Muhammet Nur, Fatih Divanı ve Şerhi, Yelkenli Yayınevi, İstanbul 2006
İNALCIK, Halil, Mehmed II., İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1972
İPEKTEN, Halûk, Divan Edebiyatında Edebî Muhitler, MEB Yayınları, İstanbul 1996
İSEN, Mustafa, Latifi Tezkiresi, Akçağ Yayınları, İstanbul 1991
KILIÇ, Atabey, “Fatih Devri Türk Edebiyatına Genel Bir Bakış”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 14 Yıl: 2003/1
MACİT, Muhsin; KILIÇ, Filiz; İSEN, Mustafa; HORATA, Osman; AKSOYAK, Hakkı, Eski Türk Edebiyatı El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara 2005
PALA, İskender, Şiirler, Şairler, Meclisler, LM Yayınları, İstanbul 2002
ŞENTÜRK, Ahmet Atillâ; KARTAL, Ahmet, Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Dergâh Yayınları, İstanbul 2007
 
Kübra NAÇ
Türk Dili Edebiyatı Bölümü Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans Talebesi


1 Macit, Muhsin; Kılıç, Filiz; İsen, Mustafa; Horata, Osman; Aksoyak, Hakkı, Eski Türk Edebiyatı El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara 2005,  s.75

2 sen, Mustafa, Latifi Tezkiresi, Akçağ Yayınları, İstanbul 1991,  s.70

3 Kılıç, Atabey, “Fatih Devri Türk Edebiyatına Genel Bir Bakış”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü    Dergisi Sayı: 14 Yıl: 2003/1 s.86

3 Pala, İskender, Şiirler, Şairler, Meclisler, LM Yayınları, İstanbul 2002 s.11

1000
icon
Ülkü Ceylân 3 Mart 2017 14:58

"Sâdece İstânbul'un değil, söz ülkesinin de Fâtihi.." Tanım gerçekten hoş ve yerinde olmuş.. Teşekkürler..

0 0 Cevap Yaz
duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde