İbrahim AKKURT

İstanbul’un Fethini Hatırlatan Mekân Dülgerzâde Cami

İstanbul Fatih İlçesi Fevzipaşa Caddesi güzergahında bulunan bu camii M. 887/. M. 1482 Dülgerzade Ahmet Şemseddin Efendi tarafından yaptırılmıştır.

7 Aralık 2016 10:20
A
a

Bakmak ile görmek arasındaki farkı yakalayanların hissedar olabileceği bir mekân.  Belki de birçoğumuzun hemen her gün yanından geçtiğimiz fakat günlük hayatın koşuşturmalarından ötürü farkına varamadığımız bir yapı. Saraçhane semtinin bitiminden Fatih’e dâhil olduğumuz noktada, çıkmalarıyla külâhı andıran şirin minaresiyle bizleri selamlayan, tefekkür sahiplerine İstanbul’un fethini, fethin müjdelenmiş askerlerini hatırlatan Dülgerzâde Cami


 
Efendiler Efendisi’nin “Letüftehannel Kostantıniyyetü fele ni’mel emîru emîruhâ, vele ni’mel ceyşü zâlik’el ceyş” (İstanbul mutlaka feth olunacaktır, onu feth eden komutan ne güzel komutandır, onu feth eden asker ne güzel askerdir) müjdesine mazhar olabilmek ümidiyle İstanbul’un fethinde yer alan Dülgerzâde Ahmed Şemseddin’in bizlere armağanı.


 
Caminin bânisi Ahmed Şemsüddin, İstanbul’un fethine katılmak için Karaman’dan İstanbul’a gelmiş ve İstanbul’u kuşatan ordudaki yerini almıştır. Dülger de ne demek dediğinizi duyar gibiyim. Dülger; çatı aktaran kişi anlamına gelmekteymiş. Ahmed Şemsüddin’in birçok şair çıkaran ailesinin bir kısmı sonraki yıllarda Üsküp’e göçer ve bundan dolayıdır ki 16. yüzyılda Üsküplü diye anılır. Fatih Sultan Mehmed’in fetih sonrası İstanbul’u yeniden ihya ve inşa etmek anlamına gelen şenlendirme faaliyetlerine katkıda bulunmak için Saraçhane semtinin Fatih ile birleştiği noktada bu şirin camii-i şerifi inşa ettirir. Caminin hangi yılda inşâ ettirildiği bilinmemekte, ancak caminin bânisi Ahmed Şemsüddin Efendi’nin kabir taşında vefât tarihi 1482 yazmakta olduğundan dolayı 1482 tarihinden önce yapıldığı bilimektedir. 1502 yılında düzenlenen vakfiyesinde belirtildiğine göre de birçok dükkan ve ev kiralarının geliri cami harcamaları için Ahmed Şemsüddin tarafından vakfedilmiştir.


 
Dülgerzade Camii, günümüzde tek bir yapı şeklinde gözüküyor olsa da, yapıldığı dönemde medresesi ve bir tekke yapısı ile küçük bir külliye niteliğindeymiş. Cami İstanbul’un depremlerine ve yangınlarına dayanamayıp zamanla harab olmuş ve orjinalliğini kaybetmiştir.  Camiin mihrabı ve minberi mermer, kürsüsü ahşaptır. Müezzin ve kadınlar mahfili mevcuttur. Kare planlı, tek kubbeli olarak kesme taştan inşa edilmiştir. Hafız Hüseyin Ayvansarayi’nin 1768 yılına dek İstanbul”da yapılmış bulunan 821 cami ve mescidi teker teker dolaşıp kaleme aldığı muhteşem eseri Hadîkatü’l Cevâmi’de, caminin minberinin Çalık Osman Ağa tarafından camiye koyulduğundan bahsedilmektedir.


 
18. yüzyılın son çeyreğinde ve 19. yüzyılın başlarında Nakşî Mehmed Said Efendi ve muhibbanları tarafından tekke olarak da kullanılmış olan Cami, “Dülgeroğlu Tekkesi veya ‘Dülgerzade Camii Dergâhı” adıyla da anılmıştır. Zikrin tevhid günü Perşembe olarak belirlenmiş olan tekke, 1889 tarihli Mecmua-i Takâyâ’da Kadirîliğe bağlı olarak gösterilmiştir. 1924’teki Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’ndan nasibini alarak Tekke kısmı kapatılmıştır. Cami 1974-1981 yılları arasında Vakıflar İdaresi’nin nezaretinde, yapıldığı devirdeki özelliklerine uygun olarak restore edilmiş, kubbesi ve son cemaat yeri de yeniden yapılarak aslî hüviyetine kavuşturulmuş. Ancak yapılan bu restorasyonda cami içindeki hat ve kalem işi maalesef bozuk ve yanlış yapılmıştır.


 
Bugün Macar Kardeşler Caddesi üzerinde yürüyen herkesin dikkatini çeken bu cami, minaresinin bir kısmı harâb olmuş bir vaziyette tadilatını beklemektedir.
 
Selam olsun fethin kutlu kumandanı Fatih Sultan Mehmed’e ve onun güzel askerlerine…  

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde