İbrahim AKKURT

Kanuni Devri’nin Şeyhülislamı Ebussuud Efendi

Ebusuud Efendi, Osmanlı Devleti’nin her alanda zirvede olduğu bir dönem olan Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Şeyhülislam olmuş din ve devlet adamıdır.

10 Nisan 2017 08:44
A
a

Ebussuud Efendi, 30 Aralık 1491 yılında Çorum’un İskilip ilçesinde dünyaya gelmiştir. Soyu her iki taraftan da ilim erbabı ailelere dayanmaktadır. Annesinin babası; meşhur alim Ali Kuşçu’dur. Baba tarafından dedesi ise; II. Bayezid’in gözde âlimlerinden Şeyh Yavsi lakabıyla ünlü Mutasavvıf Muhyiddin Mehmed’dir.


 
Ebusuud Efendi ilk eğitimine babası Şeyh Yavsi’den, daha sonra Müeyyedzade Abdurrahman Efendi ile Karamanlı Seyyid Süleyman’dan ders alarak başlamıştır. Fakat esas eğitimini, ilimde kemale ermesini sağlayan hocası devrin büyük alimi Kemalpaşazade(İbn-i Kemal)’den almıştır. İcazet aldıktan sonra, farklı şehirlerde çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Bu vazifelerinden sonra İstanbul’da ve Bursa’da kadılık vazifelerinde bulunmuştur. 1537 yılında Rumeli Kazaskeri olmuş ve Kanuni’nin Korfu Adası seferinde “Rumeli Kazaskeri” olarak bulunmuştur. 1545 yılında Fenerzade Muhiddin Efendi’nin vefatı üzerine boşalan Şeyhülislamlık makamına getirilmiş ve ölümüne kadar yaklaşık 30 sene boyunca bu vazifede kalmıştır. Görev süresi itibariyle Osmanlı Devleti’nin en uzun süre görevde kalan Şeyhülislamı olmuştur. Tefsir ve Fıkıh’ta çok üst seviyede bir ilme sahipti. Hatta kendisinden asırlar sonra tefsir yazan Elmalılı Hamdi Yazır yazmış olduğu Hak Dini Kur’an Dili isimli eserinde Ebussuud Efendi’nin yazmış olduğu “İrşadü’l Aklu’s-Selim ila Mezaye’l-Kitabü’l Kerim” isimli eserden çokça istifade etmiştir. Ebusuud Efendi, devrinde gerek örnek ahlakı gerekse de ilminden dolayı devlet ricalinden ve halktan büyük saygı görmüştür. Fakat görmüş olduğu bu büyük teveccüh karşısında Ebussud Efendi daha bir sorumlu tavırlarla hareket etmiştir.  Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde verdiği fetvalarla devlet hukuk alanında büyük bir gelişme göstermiştir. Kanuni’nin gerçekleştirmiş olduğu hukuki revizyon olarak adlandırılan gelişmeler onun fetvalarıyla meydana gelmiştir. Bunlara misal olması bakımından yaşadığı şu olayı anlatmak gerekmektedir; Kanuni Sultan Süleyman, bir gün Topkapı Sarayı bahçesindeki meyve ağaçların karıncalar tarafından zarara uğratıldığını bildiren ve karıncaların itlafını isteyen şu mealdeki mektubunu Ebussuud Efendi’ye yollar, mektupta şöyle yazmaktadır; “Deruhte ger ziyan etse karınca, Günah var mıdır anı kırınca”. Şeyhülislam Ebussuud Efendi ise ibret dolu şu fetvayı vermiştir; “Yarın Hakk’ın divanına varınca, Süleyman’dan hesap sorar karınca” diyerek padişahı bu isteğinden vazgeçirmiştir.


 
Ebussuud Efendi; zayıf, uzun boylu, uzunca sakallı, nurani yüzlü, vakar bir alimdi. Şeyhülislamlık yaptığı döenmde İslam karşıtı tüm akımlara karşı durmuş, bunlarla sabır ve kararlılıkla mücadele etmiştir. Ebusuud Efendi’nin Türkçe, Arapça ve Farsça olmak üzere 20’den fazla eseri vardır. Bunlar arasında en fazla bilineni “İrşadü’l Aklu’s-Selim ila Mezaye’l-Kitabü’l Kerim” isimli Arapça Kur’an-ı Kerim tefsiridir. Bu eser haricinde yine verdiği fetvaların yer aldığı “Fetva-yı Ebussuud Efendi” isimli eseri de son derece önemlidir. Bu eseri 1972 yılında Ertuğrul Düzdağ, “Şeyhülislam Ebussuud Efendi Fetvaları” ismiyle derleyerek yayınlamıştır. Ayrıca “Kaside-i Mimiye” isimli Arapça şiir kitabı da meşhurdur. Döneminin padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından büyük bir iltifat ve saygı görmüştür. Padişah, Zigetvar seferine giderken ona yazdığı bir mektubunda: “Hâlde hâldaşım, sinden sindaşım, ahiret karındaşım, tarik-i Hak’ta yoldaşım.” diyerek Ebussud Efendi’ye duyduğu hürmet ve muhabbeti dile getirmiştir. Öyle ki; Kanuni, hemen hemen bütün önemli meselelerde ona danışır, görüşlerini dikkatle dinler, sonra: - “Bizi münevver kıldınız, Efendi!” der, hatta bazen de, “Her sözünüzde bir hikmet saklı üstadım.” diye iltifatta bulunurdu. Birbirlerini kendilerine kardeş gören Kanuni ve Ebussuud efendi’nin ayrılıkları da ibretli bir olaya sahne olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman, vasiyetinde cenaze namazını ahirette kardaşım dediği Ebussuud Efendi’nin kıldırmasını ister. Ebussuud Efendi cenaze namazını kıldırır, naaşı tam mezarına bırakılacaktır ki, elindeki çekmeceyi tabutun yanına sıkıştırmaya çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendi’nin dikkatini çeker, o kişiye derhal müdahale eder “Dur bakayım, Ne yapıyorsun öyle?” diye sorar adama. Adam;  “-Bu emaneti mezara bırakmam gerek. Çünkü Sultanımız bu şekilde vasiyet etti” der. Ebussuud Efendi, böyle bir şeyin dinen caiz olmadığını söyler, o esnadan etrafta toplanan kalabalığın itişmesi sonucu adamın elindeki çekmece yere düşer ve etrafa yüzlerce kağıt parçası dağılır. Ebussuud Efendi bunlardan birini eline alır. Meğerse bu kağıtlar Kanuni Döneminde, kendi verdiği fetvalar olduğunu görünce “ Ah Süleyman ah, kendini kurtadın, bakalım Ebussuud ne yapacak” demiştir.



30 yıl boyunca Şeyhülislamlık makamında bulunan Ebussuud Efendi, 23 Ağustos 1574 tarihinde vefat etmiştir. Kabri Eyüb Sultan Meydanı’nın yanında bulunan Dar’ul Hadis ismiyle meşhur binanın yanındaki bahçesinde bulunmaktadır.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde