Prof. Dr. Azmi Özcan "Tarihçi’nin Ufku Nasıl Olmalıdır?”

Röportaj1 Kasım 2016 09:39
Prof. Dr. Azmi Özcan "Tarihçi’nin Ufku Nasıl Olmalıdır?”
A
a

Tarihçi Prof. Dr. Azmi Özcan ile tarih ve tarihçiler üzerine konuştuk.

Bir Tarih talebesi kendisini nasıl yetiştirmelidir? Tavsiyeleriniz nelerdir?
 
Son yıllarda özellikle "sosyal bilimler" kavramı daha yaygın olarak kullanılmakta ve uygulamaya yönelik bazı gelişmeler de olmaktadır. Tarih, Edebiyat, Coğrafya, Sosyoloji, Bilim Tarihi, Sanat Tarihi ve Siyaset Bilimi gibi tekbir bilim dalı yerine "sosyal bilimler" kavramının kullanılması bilinçli bir tercihtir. Aslında tarih talebesinin nasıl yetiştirilmesine dair de ipuçlarını içinde barındırmaktadır. Yani, tarih talebesi kendi bilim dalını bildiği gibi diğer disiplinlere dair de temel okumaları yapabilmelidir. Bunu yapabilmenin yolu da Tarih bölümlerinde bu derslerin seçmeli-zorunlu ders olarak okutulmasıyla sağlanabilmektedir. Tarih talebesi kendini bilgi bakımından daha donanımlı hale getirirken özellikle bir ilgi alanına göre bir batı bir doğu dilindeki metinleri okuyup anlayabilecek kadar dil bilgisini geliştirmelidir.



Osmanlı Tarihini, ana kaynaklarından okuyabilmesi ve anlayabilmesi için de iyi derecede Osmanlı Türkçesi'ni okuyabilmeli ve anlayabilmelidir. Bu çerçevede Tarih talebesi gerek ders gerekse ders dışı okumalarıyla kendini bir sosyal bilimci olarak yetiştirmeli, uzmanlaşacağı alan ve konuya göre derinleşmeyi seçmelidir. Bu yolculukta önemli bir kılavuz da kavramlardır ve kavramlar tarihin anlaşılmasındaki en önemli kodlar arasındadır.
 

Türkiye’de Akademisyen Tarihçilerin karşılaştığı zorluklar nelerdir?
 
Türkiye'de akademisyen tarihçiler de genel itibariyle bir Tarih talebesinin yetişmesinde olduğu gibi sadece Tarihçi değil bir Tarih Bilim Dalı'nda uzmanlaşmış, ancak diğer sosyal bilim dallarına dair okumalarını da yapmış bir sosyal bilimci olarak kendini yetiştirmelidir. Akademisyenin bunu Yüksek Lisans ve Doktora çalışmaları sırasında tamamlaması gerekir. Dolayısıyla böyle bir donanım üzerine yapılan tezler daha kapsamlı, yoruma dayalı ve karşılaştırmanın da yapıldığı başarılı bir çalışma olarak ortaya çıkmaktadır. Lisans, Yüksek Lisan ve Doktora ders dönemlerinde seminer ödevleriyle araştırma metodolojisini kavrayamayan öğrenci tez çalışmaları sırasında da genellikle büyük zorluklarla karşılaşmakta ve başarılı bir tez yazamamaktadır. Esas itibariyle bir diğer ciddi sorun ise tez danışmanlarının ya tez yönetme formasyonlarına sahip olmamaları ya da yeterince danışmanı oldukları öğrencilerin tezlerine vakit ayıramamalarıdır. Bunun sonucu olarak usta-çırak ilişkisi içerisinde öğrenci kendisini geliştirememekte ve yeterli yetkin ürün verememektedir. Doktora sonrası ise hem yoğun bir ders yükü hem de akademik faaliyetlerin beraberce yürütülmesinde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.

Bazı akademisyenler sadece derslere girmekte ve yayın faaliyetlerini ya uzun süreliğine veya tamamen durdurmakta, yaptıkları çalışmalar da tekrardan öteye geçmemektedir. Öte yandan Türk Tarihçilerinin bir kısmının yabancı kaynakları ases alırken kendi temel arşiv ve birinci elden kaynaklarını kullanma bilgi ve becerisinden yoksun olduğu görülmektedir. Bu da yapılan çalışmaların genellikle eksik olması neticesini vermektedir. Nihai olarak mukayeseli tahliller yapılabilmeli ve sadece hakikatin arayışı içinde olunmalıdır.
 

Size göre Tarihçinin ufku nasıl olmalıdır?
 
Tarihçi bir sosyal bilimci mantığı ile tarihi olayları değerlendirmeli, birinci elden arşiv ve ana kaynaklarını araştırıp okumalıdır. Bundan sonra da ikinci elden yerli ve yabancı kaynaklarla resmi evrakın ve kaynakların boş bıraktığı alanlar doldurulmalıdır. Böylece gerçekçi iddia ve yorumlar yapılabilir. Türk Tarihi ve onun temel meseleleri henüz tam olarak resmedilmeden zihniyet okumalarının ve büyük yorumların yapılması ciddi hataları da beraberinde getirmektedir. Bu bakımdan ana gövde ve parçalar tamamlandıktan sonra tarihe dair somut bilgiler ortaya koymak ve yorumlar yapmak mümkün olacaktır. İlim bir disiplindir, nizam, intizam, gayret ve sabır ister. Bunlar İlmin herhangi bir kolu için geçerli olan şartlardır.



Tarihçilikte bunlara ilave olarak başka nitelikler ve donanımlara sahip olmanız gerekli. Bütün ilim dalları ile ilgili genel kültüre, zamanların hassasiyetlerine ve tercihlerine, kavramların zaman içindeki yolculuğuna, sanat ve estetik anlayışlarının değişimlerine ve ilgi duyduğunuz zaman ve mekâna göre ilgili toplumların dillerine vb vakıf olmalısınız. Sizin için dünyanın en önemli meselesi başkaları için hiçbir şey ifade etmeyebilir. Ancak bu durum sizi hedefinizden vazgeçirmemeli ve mütemadiyen ona odaklanmalısınız. Bir bakıma yaptığınız iş zihin dünyanızda elde ettiğiniz verilere dayanarak tarihi yeniden inşa etmektir ve bütün bu çaba, gayret ve emek için tek gerekçeniz hakikati tespit etmek arzunuz olacak. Geriye bir tek şey kalıyor. Düzenli ve disiplinli olarak çok çalışmak, çok düşünmek,çok müzakerede bulunmak; Tetkik, tasnif, tahkik, tahlil ve terkip. Bütün hüner burada. Son olarak emin olmadığınz alanda hükümden kaçınacaksınız. Böyle yapmayanların durumu sağlam güzergâhı bilmeden mayın tarlasında dolaşmak gibidir.
 

Türkiye’de Tarih alanındaki gelişmeleri ve çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Biraz önce ifade ettiğimiz gibi bir yandan Türk tarihinin ana hatlarıyla resmedilmesine yönelik olarak yapılan çalışmalar bütünün bazı boşluklarını doldurmakta ve resmin daha da netleşmesine katkı sunmaktadır. Bu takdire şayandır. Ayrıca tarihin son yıllarda daha özgürlükçü bir ortamda ve yaygın olarak tartışıldığı da görülmektedir. Ancak diğer yandan bazı çalışmaların birbirini tekrardan öteye geçememesi, Tarih Bilimi'ne yeni bir katkı sunma olmaması da üzüntüyle izlenmektedir. Baştan beri ifade etmeye çalıştığım gibi, Tarih öğrencileri bir sosyal bilimci olarak yetiştirilmeli, dış kaynakları okuyabilmek için yabancı dil eğitimi özendirilip desteklenmeli ve tarihin temel kaynaklarını okuyup anlayabilecek şekilde iyi derecede Osmanlı Türkçesi ve paleografyası öğretilmelidir. Bunları öğrencilere verecek öğretim üyelerinin bilgi teknolojileri ve materyallerini kullanmaları, öğrenciye bilgi yüklemek yerine bilgiye ulaşma ve kullanma becerileri vermeleri ve onları iyi bir eğitim alma konusunda yüreklendirmeleri gerekmektedir. 

Bu çerçevede hoca merkezli eğitim yerine öğrenci merkezli ve katılımcı bir programın tercihi zaruridir. Ayrıca dersi işlenen konuların mümkünse mekânlarının ve yerlerinin de gezilmesi konuların daha etkin bir şekilde anlaşılmasına katkı yapacaktır. Günümüzde tarihçilik artan bilgi ulaşım kaynakları ve çeşitliliği ile daha yoğun mesai, daha zengin donanım ve fedakârlık istiyor. Zaman içerisinde tarihçiliğin kutsalları giderek azaldı ve azalıyor. Artık tarihi değiştiremeyeceğimizi fakat istersek kendimizi değiştirebileceğimizi daha fazla idrak ediyoruz. Bu itibarla hem tarihe yüklenen anlam, sorumluluk ve beklenti değişiyor hem de ilim anlayışındaki gelişmelere paralel olarak yeni kuşak tarihçiler daha nesnel çalışmalara imza atıyorlar. Bununla birlikte eğitim sistemimizdeki garabetlere bağlı olarak esas itibariyle üst seviyede zekâ, algı ve tahlil yeteneği gerektiren tarihçilik mesleğine ilgi duyan ( tercih eden) öğrencilerimizin donanımları zaman zaman örtüşmediğinden harc-ı alem türü popüler tarihçiler ve tarihçilik yaygınlaşıyor. Böylece Tarih bir üst kültür değeri olmaktan ziyade tüketim ve magazin malzemesi oluyor. Bu tehlike her zaman var olacak ancak imkânların artmasının da katkısıyla ilgi giderek daha değerli hale geliyor.


 
Rektörü bulunduğunuz Bilecik Üniversitesi’nde bu sene Tarih Bölümü açıldı. Öncelikle “Hayırlı olsun” diyoruz. Bu hususta bilgi verir misiniz? Bilecik Üniversitesi Tarih Bölümünün misyonu ve vizyonu nasıl olacaktır?
 
2010 yılında kurulan Tarih Bölümü'nde, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında lisans eğitimine başlanmıştır. Lisansüstü eğitim-öğretimi için de gerekli hazırlıklar tamamlanmak üzeredir. Üniversitemizin ülkemizdeki bilim ve kültür merkezleri ile buralardaki üniversitelere yakın olması, bölümümüze bu üniversitelerle işbirliği imkânı verecektir. Üniversitemizin ve dolayısıyla Tarih Bölümü'nün her yıl düzenlemekte olduğu ve bundan sonra da düzenlemeyi planladığı uluslararası sempozyumlar da bu işbirliği ve vizyonun bir göstergesi olacaktır.

Hedefi olmayan hiçbir kişi ve kurumun farklı ve başarılı olamayacağı düşüncesinden hareketle öğrencilerimize Tarih eğitimini en iyi şekilde vermeyi hedeflemekteyiz. Bu kapsamda öğrencilerimizin Tarih anabilim dalının ana kaynaklarını iyi derecede okuyup anlayabilmeleri için Osmanlı Türkçesi dersleri özel kurslarla da desteklenerek en iyi şekilde öğretilecektir. Bu arada klasik ders müfredatının dışında öğrencilerimizin disiplinler arası bakış açılarının geliştirilebilmesi için Sosyoloji, Edebiyat Tarihi, Bilim Tarihi ve Karşılaştırmalı Medeniyet Tarihi gibi dersleri de alma imkanı sağlanacaktır. Böylece öğrencilerimizin kültürel altyapısı ve düzeyi yükseltilerek muhakeme güçlerinin artırılmasına çalışılacaktır. Genel olarak izah ettiğimiz hedeflere ulaştığımızda da bu başarı Bilecik Üniversitesi Tarih Bölümü'nün farkı ve başarısı olacaktır. Öğrencilerimiz de iyi bir eğitim almanın özgüveniyle özel ve meslekî hayatlarında başarılı olacaktır.
 
Prof. Dr. Azmi Özcan Kimdir?

1960 yılında Burdur’da doğdu. 1981 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. 1983 Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. 1986 Manchester Üniversitesi'nde Orta Doğu Araştırmaları üzerine Master yaptı. 1990 Londra Üniversitesi SOAS, Tarih bölümünde İngiliz - Osmanlı İlişkileri üzerine Doktora yaptı. 1997 Marmara Üniversitesi'nde Yakınçağ Tarihi alanında Doçent oldu. 2002 Sakarya Üniversitesi'nde Profesör ünvanını aldı. Son dönem Osmanlı Tarihi alanında, biri ayrıca İngilizce de yayımlanmış olan 4 kitabı ve farklı dillerde pek çok makalesi mevcut.Boğaziçi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Fatih Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi nde dersler verdi. 2003 - 2004 yıllarında Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanlığı yaptı. 25 Aralık 2007 Bilecik Üniversitesi Rektörlüğüne atandı.



Eserleri;
Pan-İslamizm, Osmanlı Devleti,Hindistan Müslümanları ve İngiltere, (1877-1914), Abdülhamid ve Hilafet, Indian Muslims, the Ottomans and Britain 1877-1924, Pan-İslamizm,Osmanlı Devleti,Hindistan Müslümanları ve İngiltere,(1877-1924) II. Baskı, Osmanlı Devletinde Din ve Vicdan Hürriyeti. Namık Kemalden Mektup Var 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

duyurular DUYURULAR
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Tarihin İzinde